|
Dahi hünkar Fatih Sultan'a mektuplar |
Dahi hünkar Fatih Sultan'a mektuplar
Dahi hünkar Fatih Sultan'a mektuplar
Hayatından daima feyz alacağımız gönül sultanları arasında müstesna
bir yeri olan Hacı Bayram Veli, nice "gönüller hâk etmiş", nice veliler
yetiştirmiş, ilim ve irfan hayatımıza nice hizmetler vermişti. Bu arada
Osmancık Medresesinin ünlü müderrisi Mehmed Şemseddin'i de
"Akşemseddin" olarak insanlığın hizmetine sunmuştu.
Mikrobun kâşifi, kalplerin ve ruhların tabibi olan "2.Lokman" diye
şöhret bulan Akşemseddin, –çokların kırk yıl beklediği pîr ocağında–
iki–üç senede kemâle ermiş, hilâfet tâcı giyerek irşad postuna
oturmuştu.
Nice kimselerin sıradan "bir sofî" zannettikleri Akşemşemseddin
Hazretleri, büyük bir mürşid, yüce bir rehber, vukuflu bir yönetici,
yönlendirici ve güçlendirici eşsiz bir pîr idi.
Akşemseddin hakkında hiçbir bilgimiz olmasa, bunca hizmetleri görülmese
dahi, onun cihan devletinin idaresini en hayatî noktalarda etkilemesi
yeterli...
İstanbul'un fethinde büyük rol üstlenmesi, Hünkâra ve orduya ümit
verip, moralini yükseltmesi, sevk ve idareyi yönlendirmesi, nihayet
cihan tarihine Fâtih Sultan Mehmed Han gibi bir cihangiri hediye
etmesi...
Düşünceye kuvvet, ruha metânet, ümit ve azme fer veren mektupları dahi,
Akşeyh'in kimliğini, nasıl bir dehâ ve ne yüce bir rehber olduğunu
göstermeye kâfidir.
İşte onun bir erkânıharp gibi hünkâr'a usul, yön, yöntem ve taktik
verici satırları... Hızına rüzgârın dahi erişemediği Fatih Sultan'a
yaptığı tavsiyeleri...
Daha dikkatli, tedbirli, gayretli, sür'atli ve ihtiyatlı olması...
Görevde ihmali olan ve başarısızlığa sebebiyet verenlere karşı
yapılması gerekeni açık seçik belirten mektubu:
"O Allah, ikram ve yardım sahibidir. En içten selâm ve teslimiyet
ifadelerimi takdimden sonra; Allah Teâlâ'dan temennî ve niyazım odur
ki, gemi olayı, (*) gönle hayli üzüntü ve sıkıntı getirdi. Bir fırsat
doğmuştu, herhalde kaçırıldı ve hayli mahzurlar meydana getirdi.
Birincisi din gayretidir. Bu olay da kâfirler sevinip, düşmanlar gülmüştür.
İkincisi, başarısız ve yetersiz oluşunuz şeklinde bir yoruma sebep olundu.
Üçüncüsü ise, bu fakirin, "bendenizin" duâsının kabul olunmadığı ve
îtibar görmeyeceği ve müjdemizin değersiz olduğu şeklinde bir takım
sakıncalar, mahzurlar meydana geldi.
Şimdi:
Hiç musamaha ve yumuşaklık göstermeden, bu başarısızlığın kimden ve
nereden geldiğini tesbit edip, sorumluyu görevden almak, tedip
etmek–şiddetli azarlamak gibi–ağır ceza vermek gerek.
Eğer böyle bir tedbir alınmazsa, yarın öbür gün surlara hücum edileceği
ve hendek doldurulacağı anda tembellik gösterirler. Bilirsin bunların
bir kısmı sıradan Müslümandır. Allah için canını, başını koyan azdır.
İşin içine ganimet toplamak v.s. olunca çoğu canını ateşe atar.
Şimdi sizden dileğim ve dikkat edilecek hususlar şunlardır:
Ciddî bir gayretle işe bizzat katılmak, emirleri kusursuz uygulamak
gereklidir. Bahriyedeki kumandayı ciddî, disiplinli, merhameti az
kişilere vermelisiniz.
Gayretinizi esirgemeyiniz. Sonunda mahcûbiyet ve ümitsizlikle
gitmeyeceğiz. Allah'ın yardım ve inâyetiyle sevinçle ve muzaffer olarak
gideceğiz inşallah.
Gerçekte "kul tedbir alır, Allah takdir eder" hükmü esastır. Allah'a
hamd olsun. Kişi elinden geldiğince ciddi gayret göstermeli ve tedbirde
kusur etmemeli. Allah Resûlü'nün ve Ashabı'nın sünneti budur.
Üzüntülü bir şekilde biraz Kur'an–ı Kerim okuyup yatıldı. Allah'a çok
şükür ki, bir takım ikramlar, müjdeler oldu. Çoktandır böyle müjdeler
alınmamıştı. Tam teselli meydana geldi. Sözlerimiz zât–ı âlinize boş
sözler gelmesin. Sizi sevdiğimizdendir. Vesselâm."
*Bizans'a yardım getiren Haçlı gemileri engellenememişti.
İkinci Mektup
(Göynük'ten "Duâdan sonra...Arza mâruz budur ki:
Dünya rahatının âhiret huzur ve rahatına nisbetle hiçbir değeri yoktur.
Bedenin duyduğu lezzetler, ruhun duyduğu lezzetlere göre çok
değersizdir. Kıymeti ve değeri olmayan şeylere iltifat etmeyiniz.
Belâ ve sıkıntının en büyüğü peygamberler, sonra veliler, daha sonra da
sultanlar üzerine gelir. Enbiya ve evliya yoluna bağlı olduğunuzu büyük
bir nimet bilip, hiçbir belâ ve sıkıntıdan elem duymayasınız. Belki
sıkıntılardan zevk almalısınız.
Kur'an–ı Kerim'de bir sıkıntıya iki ferahlık müjdelenmiştir. Siz de
inşallah kısa zamanda iki ferahlığı birden görürsünüz. Her tarafta
düşmanlarınız zelil ve mağlup olur.
Bana Allah'ın huzurunda söz verdiğiniz gibi sakın ola ki verdiğiniz
sözden caymayasın. Böylece Allah'ın yardımına her zaman eresin. Ahdini
nakzetme, verdiğin sözden cayma!
Memlekette her şeyin gidişatı sizin tutum ve davranışlarınıza tâbidir.
Sultanlar idare ettikleri memleketin âdeta canıdır, ruhudur. Bedende
meydana gelen her değişme, ruhun eseridir...
Siz, kendinizi sâir halk gibi zannetmeyiniz! Memleketi imar ve insanları iyi idare etmekten başka bir şeyle meşgul olmayınız!
Bendenizin bu tarafa (Göynüğe) gitmemden aklınıza hiçbir şey gelmesin.
Âile fertlerimin defalarca mektup gönderdikten sonra bir de adam
gönderdikleri için gitmek mecburiyetinde kaldım.
Maksadım, sadece âile fertlerimi memnun etmektir. Bir süre burada
kalıp, bunların gönlünü aldıktan sonra, devletinizin devamı ve haşmeti
için duâ ile meşgul olurum.
Her şey gönlümüze göre olursa inşallah yaz mevsiminde ya ben orada
olurum ya siz gelirsiniz. O beraberlikten sonra da Arabistan'a gider,
oraları fethederiz.
Fakat Türkmen'e karşı (Uzun Hasan) uyanık ve dikkatli olunuz. Dikkat ve
ihtiyatı elden bırakmayınız. Bunu böylece bilmiş olasınız." *
Kulların en zayıfı
Mehmed Şemseddin
*"Taşıdığın engin mânâya kurban olayım koca Pîr!"
1-Bahriye kumadasındaki âni değşiklik bu mektup zerine yapılmıştı.
Etiketler :
|
Yorumlar |

|
|