728x90

 Ana Sayfa  Sohbet  Guzel sozler  Sağlık  Fıkralar  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
   Cet
   Sohbet
   Guzel sozler
 Astroloji
 Çet odaları
 Cet Sitesi
 cet sohbet
 Dini BilgiLer
 Dini Hikayeler
 Fıkralar
 GeneL
 Güzel Sözler
 Hikayeler
 KLipLeR
 Komik VideoLar
 Msn Messenger
 Msn Nickleri
 Programlar
 Rüya Tabirleri
 Sağlık
 Sohbet SiteLeri
 Tv DiziLeri
 Videolar
 Yabancı Filmler
 Yemek Tarifleri
 YerLi Filmler
 Şarkı Sözleri
 Şiirler
    İletişim

 Engin ve Berfu




çet

Okunma

609

Engin ve Berfu

Engin ve Berfu

Buzdolabını açtı. Dört adet ufak boy domates alıp, kabuklarını soydu. Onları bir kaba rendeleyip, ince ince çenttiği soğanları ilave etti. Sonra yağda kavurdu. Daha önceden küçük parçalara ayırdığı sosisleri aynı kaba doldurdu. Bu arada da keyifle salatasını hazırlıyordu. Dayanamayıp bira kutusunu açtı, bardağa doldurmadan irice bir yudum aldı. Doğrusu, bu sıcak yaz günlerinde, soğuk bira iyi gidiyordu. Patateslerin kızarmasıyla birlikte, hazırlamış olduğu akşam yemeği tamamlanmış oldu. Tek kişilik sofrasını kurdu, birasını bardağına boşaltarak yemeğine başladı. Şartlar ne olursa olsun akşam yemeklerini titizlikle hazırlar, iş toplantıları ve özel geceler dışında mutlaka evinde yerdi.

Yemeği bitince aynı titizlikle sofrasını toplayıp, bulaşıklarını yıkadı. Kendisine koyuca bir kahve yapıp, sigarasını yaktı. Doktorunun, kendisine içmesi için izin verdiği beş sigaradan sonuncusuydu bu. Tam yirmi yıl boyunca, her gün bir paket sigara içmiş, düzenli spor yaşantısına karşın, kırk dört yaşında kalbi tekleyince doktorlar sigarayı yasaklamışlardı. Altı ay boyunca sigara içmemiş, daha sonra karısının o trajik ölümü sonucu tekrar başlamıştı içmeye. Şimdi, doktoru ile girdiği muhteşem pazarlık sonu, günde sadece beş sigara içiyordu.

(Rıza Engin Türkkan 1949 yılında İstanbul’da doğmuş, askerlik çağına kadar, bu şehrin dışına çıkmamış bir eczacıydı. Askerlik döneminde, önce Samsun’u görmüş, daha sonra çektiği kura sonucu Erzincan’a gitmiş, böylece de görevi nedeniyle Doğu Anadolu’yu az çok tanıyabilmişti. Askerliğinin bitiminde Sağlık Bakanlığı’na başvurmuş ve Balıkesir Devlet Hastanesi’nde göreve başlamıştı. Balıkesir onun hayatında en önemli kilometre taşlarından biri olmuştu. Biricik sevgili karısı Piraye’yi orada tanımış, evlenmiş ve tek evladı Nesrin orada doğmuştu. Balıkesir’den Manisa’ya tayin olmuş, kızı Nesrin liseyi bitirip, tıp fakültesini kazanınca, İzmir’e yerleşmişlerdi. Oldukça parlak bir öğrenci olan Nesrin, doktor olduktan sonra Amerika’da ihtisas yapma hakkını kazanmış ve Amerika’ya gitmişti. Kızının gidişinden yedi ay sonra da, karısını bir trafik kazasında kaybetmiş ve yapayalnız kalmıştı.)

İçtiği günün son sigarasını kahvesinin bitimiyle birlikte söndürdü. Bir süre öylece oturdu koltuğunda. Piraye aklına gelince, psikiyatrist arkadaşı, Dr. Orhan’ın tavsiyesine uyup, düşüncelerini başka yönlere çevirmeye çalıştı. Televizyon kanallarını karıştırdı, sıkıldı, kalkıp eskiden okumuş olduğu bir kitabı yeniden okumaya başladı. Nesrin’ e telefon etmek istedi, sonra aradaki saat farkı aklına gelip, bu isteğinden vazgeçti. Karısının ölümünden sonra kızına olan özlemi daha da bir artmıştı. “İki ay daha sabret Engin “ diye geçirdi içinden. Nesrin, iki ay sonra, yaz tatili için gelecekti. Sonra da geriye sadece sekiz ay kalıyordu kızına kavuşması için.

Gecenin sonunda yapacak hiçbir şey bulaması canını sıkıyordu. Aylardır yaşamakta olduğu yalnızlık, ruhsal ve bedensel olarak yıpranmasına neden olmuştu. Telefona uzanıp kız kardeşine telefon açtı. Telefona eniştesi Mustafa çıktı. Havadan sudan konuştular. Kardeşi Türkan erken yatmıştı. Pazar günü maça gitmek için sözleştiler. Kardeşi hayatta olan tek akrabasıydı. Mustafa ile uyumlu bir evlilik sürmesine karşın, çocukları yoktu. Geçmişte Türkan’la iyi geçinemez, zaman zaman çatıştıkları konular olurdu. Engin’in aksine, duygusallıktan uzak, sert, soğukkanlı bir yapısı vardı Türkan’ın. Mustafa daha bir kafa dengiydi. Birçok ortak zevki paylaşıyorlardı. İkisi de aynı takımın taraftarıydı. Müzik zevkleri benzer, her ikisi de bir fotoğraf tutkunuydu.

Mustafa ile Pazar günü birde buluşup, maça gittiler. Futbol maçları kimi zaman insanlar için deşarj vasıtası oluyordu gerçekten. Nitekim maçta bağırdılar, tezahüratlara katıldılar, hatta küfür bile ettiler. Maçın bitiminde Mustafa Engin’i bırakmadı, beraberce eve geldiler. Türkan ağabeyinin boynuna sarıldı uzun süre öylece kaldılar. Seneler geçtikçe daha bir yakınlaşmışlar, birbirlerini daha iyi anlar olmuşlardı. Yemeğe oturdular. Yemekte odak noktası Engin ve yalnızlığı oldu. Engin konuşulanlardan bir şeyler olacağını sezmişti. Sonuçta, Türkan ağzındaki baklayı çıkardı.
—Ağabey hepimiz Piraye’yi çok severdik. Ancak ölenle ölünmez. Kendini biraz toparlaman gerekli. Daha ne kadar yalnız yaşayabilirsin bilinmez. Nesrin geldiğinde senin yalnızlığına ne kadar çare olabilecek? Bizim bankada bir arkadaş var. Seni onunla tanıştırmak istiyorum. Son derece mükemmel bir insan. Anlaşıp iyi bir dostluk kurabileceğinizi sanıyorum. Sonrası senin becerine kalmış bir olay. Ne dersin?

Bunun daha önceden planlanmış bir senaryo olduğunu anlayan Engin, bir süre sessiz kaldı. Türkan ve Mustafa birbirlerine bakarak onun tepkisini bekliyorlardı. Engin, Mustafa’nın sigara paketine uzanarak bir sigara yaktı, derince bir nefes çekerek:
—Çocuklar, henüz bu tür bir ilişkiye hazır değilim, evet yaşadığım hayattan bende hoşnut değilim. Ancak bu aşamada başka da seçeneğim yok galiba. Hele biraz daha zaman geçsin, Nesrin bir gelsin, ondan sonra düşünürüz bu tür şeyleri.

Yemekten sonra biraz daha oturup evine döndü Engin. Dönüş yolunda, Türkan’ın konuştuklarını düşünüyor, gerçekten bir hayat arkadaşına gereksinimi olup olmadığını irdeliyordu. Evine girdiğinde doğru buzdolabına yönelip biraz içki doldurdu kendine. Sonra da “kusura bakma doktor” deyip, günlük istihkakının dışında ikinci sigarayı yaktı. Duvarda asılı olan Piraye’nin büyük boy portesinin karşısına oturdu. Gözleri buğulandı, içkisini bitirdi. Paketten bir sigara daha çıkarıp ağzına götürdü. Piraye’nin resmine bakıp, sigarayı yakamadı. Yatağına uzandı. Türkan ve Mustafa, o gittikten sonra, konuşmaların bir değerlendirmesini yapıp yatmışlardı. Tam dalacağı sırada telefonun sesiyle irkildi Türkan. Arayan Engin’di.
—Şu hatunla beni ne zaman tanıştırabilirsin, diye sordu.
—Sen hiç meraklanma canım. Ben her şeyi ayarlarım. Yeter ki sen iste. İnan bana, böylesi senin için çok daha iyi olacak.
Sonra gülümseyerek “ah benim kaçık ve inatçı ağabeyim” diye geçirdi içinden.



Kendi açısından olağan üstü günler yaşayacağını sanan Engin, düşündüğünün aksine, çok sakin bir hafta geçirmişti. Bir tek şeyin dışında. Haftanın ikinci günü kızı Nesrin’ den gelen bir telefon, günlerin tek düzeliğini bozmuş, onu büyük bir sevince boğmuştu. Nesrin telefonda, yaz tatiline tam zamanında geleceğini bildiriyor ve babasına çok büyük bir sürprizi olduğunu belirtiyordu.

Kızıyla yaptığı görüşmeden sonra, Engin kardeşini aramış, konuyu resmen açmamasına rağmen, üstü kapalı bir şekilde, tanışma işinin ne zaman olacağını öğrenmeye çalışmıştı. Ancak Türkan bu konudan söz etmemişti. Cuma günü akşama doğru Mustafa’yı telefonla aradı. Hafta sonu hem balık tutmak hem de fotoğraf çekmek için Foça’ya gitmeyi planladığını belirtti. Ona kendisine katılıp katılamayacağını sordu. Mustafa’dan gelen yanıt olumluydu. Hareket saatini belirleyip telefonu kapattı. Çalışma bitimi arabasına binip biraz dolaştı. Sonra bir fotoğrafçıya uğrayıp, dört bobin siyah-beyaz film aldı, evine döndü. Her zamanki özenle yemeğini hazırlayıp, yedi. Daha sonra olta takımlarını, ertesi güne hazırladı. Evinde kullanmadığı ve karanlık oda olarak hazırlanmış yüklüğe girdi. Kullanacağı objektifleri ayırdı. Sonradan daha önce çekmiş olduğu negatifleri karıştırmaya başladı. Piraye ve Nesrin’ in yıllar önce çektiği bir negatifi geçti eline. Düşünmeksizin agrandizöre taktı negatifi. Uzunca bir çalışmadan sonra Piraye’nin portresini ayırdı. Kartı banyo edip kuruttu. Resimde Piraye tatlı bir gülümseyişle bakıyordu.
—Beni çok erken yalnız bıraktın be kadın.
Yüksek sesle konuşmuştu kendi kendine. Sonra erkenden yattı.

Etiketler :




  Yorumlar

 
irem - hayalet sevgilim


Etkin - hevesmi sandın


Eylem - mız mız


yıldız tilbe - ben senin varya


Tarkan - Vay Anam Vay


Sen Uzaksın Bana


Leyla ile Mecnun Top 5


Ağır Abi Takılan Orçun (Yalan Dünya)


HiLAL CEBECi MESSi SARiLMASi (BAY TAHMiN)


Karadeniz Türküsü Söyleyen UfakLik


çet sohbet siteleri sohbet sohbet