Dua Nedir
Dua, ibadetin özüdür. İnsanın, bedenen yeme ve
içmeye muhtaç olduğu gibi ruhen de dua etmeye, yalvarıp yakarmaya
ihtiyacı vardır. İnsan aciz bir varlıktır. İstediği her şeyi elde
edemez; her ihtiyacını kendisi karşılayamaz; başına gelecek her bela ve
musibete de karşı koyamaz. Kendi durumunu düşünen her insan Yüce
Yaratana mutlaka ihtiyaç duyar, O’na dua ve niyazda bulunur. Bu ihtiyaç
insanda fıtrîdir. Bu ihtiyaç, her vesile ile değişik şekillerde kendini
gösterir.
Dua; inanma, dayanma ve isteme ihtiyacı içerisinde
bulunan insanı; rahmeti sınırsız, mutlak kudret sahibi olan Allah’a
bağlayan, manevi bir bağdır.
Dua; ıstırapların, maddi ve manevi dertlerin şifa
menbaıdır. Dua, ümit ve huzur kaynağıdır; yaşama aşkını dirilten bir
rahmettir. Peygamberimiz (s.a.v) duayı; rahmet kapılarının
anahtarı, müminin silahı, dinin direği, ibadetin özü olarak
nitelendirmiştir. [Tirmizi, No: 3368-69] Çünkü dua etmenin
özünde Allâh’a teslim olmak, O’na kulluk etmek bilinci vardır.
Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.
Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde
cehenneme gireceklerdir.”[Mü’min, 40/60] Kullarım beni
senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım.
Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu
bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” [Bakara:
2/186] buyurarak, kendisine dua edilmesini istemekte, yapılan duaları
da kabul edeceğini müjdelemektedir.
Kabul edileceğini ümit ederek dua etmeliyiz. Dualarımızı eylemle
destekleyerek fiili duaya çevirelim. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle
buyurmaktadır: “Kul, elini açarak Allah’tan hayır bir şey
dilerse; Yüce Allah, kulunun elini boş olarak geri çevirmekten haya eder” [Tirmizi
No: 3556] Bu hadîs-i şerîften; içtenlikle yapılan duaların kabul
göreceği anlaşılmaktadır. Bir başka hadîs-i şerifte de: Rabbinize
alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.
Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a,
(azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın
rahmeti, iyilik edenlere çok yakındır.” [İbn’i Hanbel, III, 18]
buyurulur.
Yüce Allah:”Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin, O’na
korku ve ümitle dua edin” [Ârâf, 7/55,56] buyurarak duanın
nasıl yapılacağını bildirmiştir.
İnsan, sadece sıkıntılı olduğu zaman değil; rahatlık anında da çokça
dua etmeli ki sıkıntılı anında yapmış olduğu duaları kabul görsün.
İnsan, elde etmek istediği şeyin maddi sebeplerine de baş vurmanın
şart olduğunu bilmeli, bununla birlikte Cenâb-ı Allâh’a da dua
etmelidir. Dua etmek hiçbir zaman bir Müslüman’ı tembelliğe sevk
etmemelidir. Bir hastanın ilaç kullanmaksızın: “Allah’ım şifa ver” diye
dua etmesi yanlış olduğu gibi; ilaç kullandığını düşünerek Allah’tan
şifa dilememesi de doğru değildir.
Özetle, isteklerimizin gerçekleşmesi, sıkıntı ve dertlerimizin
bitmesi için önce üzerimize düşeni yapmalıyız, sonra da Allah’a dua
etmeliyiz. Duayı hayatımızın bir parçası haline getirmeli, her zaman
Allah’a içtenlikle yalvarmalıyız.
Kaynak: Diyanet hutbesinden alıntıdır.
Etiketler :
|