|
|
|
Acının sarnıcı ben oldum |
Acının sarnıcı ben oldum
Gitmiştim.. Saçımdan tırnaklarıma kadar boylu boyunca bir gidiştim... Durakta
beklemekle otobüse binmek arasındaki çırpınışları kaplıyordu aklım..
Aklım öyle sevimsizdir ki böyle zamanlarda, bulutlarla yerkabuğu
arasında sıkışır kalırım.. Doyumsuz bir yolculuk şoku ardı ardına
gözlerime saplanır..İki adımda bir kavşak serilir önüme. Karasızlık
buhranı sonra... Her acının yürüdüğü söylence bir yol vardır.İşte
kavşakları hep acıya ayarlanan gidişlerim bu söylenceye aldanır...
Kandili kısık bir aydınlıkta zamanın geç kalmışlığında yolları
birbirine düğümlerim... Günü ikiye böler acının kılıcı yüzüne yakışan
rengi seçer, geceyi giyinir acının kanayan yarıklarından küçük adımlar
geçer... Resmi sevinç, içi ezinç başlangıçla gözüm görmeye başlar.
Dilim tatlanır, ceplerimde kıvranır ellerim.. Oysa yürek yeniktir
hala.Bunu artık kim değiştirebilir. İnsan görebilirse erdiğini soğuk
sokaklara sokulma vakti gelmiştir. Alnımdan su eksildiğinde, acıların
kayaları küflendiğinde aynalara suretimin sığmadığı zamanlarda gözüme
dokunacak bir göz olmadığında sırası gelmiştir çantayı sırtlamanın. o
günden sonra bütün kent sokaklarında asit yağmurlarında tek başıma
yürürüm. Yüzüm keskin bir mehtapta küskün bir kedi kadar kimsesiz,
yüzüm kapalı tüller kadar sessiz...
Az evvel bütün ıışıkların ardına baktım yoktun!! Bu
kentte senin lisanını konuşuyorum aşk boyu.. Lisanım var inanıyorum
öyleyse bu gözümü alan sessizlik neden? Bu sağır özlemin failini göster
bana.. Her gün yüreğimi ipe götüren bir cellatı arıyorum.. Gözlerimi
gösteriyorum kalabalığa gören yok mu? Peki tanıyan celladı mı? Bir yol
daha uzadı önüme, kıyısında sıra sıra meşe kolyesi.. Her meşenin
gövdesine bir kelime yazıp geçmşim o yoldan..S enden başka kim
başarabilirdi ağaçlardan cümle kurmayı...Ve beklediğim oldu ağaçların
yolun sonu denize çıktığı..Ben seni denizsizken bilirim... Gözlerindeki
son damla maviyi ellerinle saklardın her seferinde.. Daha engelleri
aramızdan söküp karşımıza almadan gittin... Deniz sıçradı üzerine,
tuza, yakamoza aldanıp gittin!!!
Ne zaman rüzgar saçılsa bir
kadıın saçlarına, benim bungun ellerim ağlıyor şimdi.. Gel ben
ölmekteyim... Caddelerde adımlarım boğuluyor, gözlerindeki surları
katlime örüp durma!! Rengi kokuşmuş yazlara mezarımı kazma!! Naçar
oturup ağladığım, güldüğüm çay bahçelerinde denizden donuk gözlü
balıklar bakıyor bana.. Vapurların bir bir sana seferi yok..
Gözlerimdeki kayıp ilanlarına aldıran da.. İç bükey bir acıyla geldiğim
kentte enkaz oldum.. Bana ayrılan kül bulutlarını soğuruyorum şimdi..
Kanat ve el gibi tutabilir mi bir başka eli ey deniz?
Bugün
varlığımın infazına hükmettim.. Durgun bir denizle yanan bir kentin
arasında kaldım.. Yamacıma yanaşan şu gemi son kavşağım olsun. İsimsiz
olsun.. Eylüle açılıyor dalgalar.. Ah kalbim üzerine çullanacak yine
sonbahar.. Sulara sok kanlı saçlarını.. El salla tren istasyonuna,
kıyıdaki cam kırıklarını damıt.. Olsa olsa bir sevgiden düşmüştür bu
acı.. Peki neden ben oldum bu acının sarnıcı?
Etiketler :
|
Yorumlar |

|
|
|
|
| |
irem - hayalet sevgilim

Etkin - hevesmi sandın

Eylem - mız mız

yıldız tilbe - ben senin varya

Tarkan - Vay Anam Vay

|
Sen Uzaksın Bana

Leyla ile Mecnun Top 5

Ağır Abi Takılan Orçun (Yalan Dünya)

HiLAL CEBECi MESSi SARiLMASi (BAY TAHMiN)

Karadeniz Türküsü Söyleyen UfakLik

|
|