| çet |
 |
 |
Okunma |
|
1939 |
Tavşan Hikayesi
Gece yarısına doğru evden sesler yükselmeye başladı. Pencerenin
camlarından parlak ve renkli ışıklar dışarı süzülüyordu. Yavrukuş çok
korkmuştu. Hemen yuvasından uçup, yakındaki ağacın dallarına kondu ve
pencereden ne olup bittiğini görmeye çalıştı. Odada tavana kadar
yükselen bir çam ağacı vardı! Ağacın altına renk renk paketler,
oyuncaklar konulmuştu. Çocuklar ağacın etrafında sevinçle koşuyor,
oyunlar oynuyorlardı. Saka kuşu yavrusu, insanların gece yarısı neden bu
kadar sevindiklerini anlayamamıştı. Çünkü Yavrukuş daha o yaz
yumurtadan çıkmıştı ve bu koca dünyaya dair fazla bir şey bilmiyordu. O
gece, insanlar ışıkları söndürüp yattıktan sonra, çok geç uyuyabildi.
Sabah Yavrukuş dışarda cırlak sesleriyle gürültü yapan serçelerin
çığlıklarını duyup uyandı. Yuvadan dışarı uçup şöyle seslendi onlara:
“Ne diye bağırıyorsunuz sabah sabah! Gece yarısı insanların
gürültüsünden uyuyamadım, şimdi de siz rahat vermiyorsunuz! Neler
oluyor?” “Ne mi oluyor?” diye şaşırdı serçeler. “Bugün yeni yılın ilk
günü. Herkes neşe içinde. İnsanlar da biz de sevinçle karşılarız yeni
gelen yılı.” “Yeni yıl mı? O da ne demek?” “Ah, yazık sen pek de
küçükmüşsün” diye güldü serçeler. “Yeni yılın ilk günü yılın en güzel
günüdür. Bu gün artık güneş bize geri gelmeye başlar. Bugün takvimin ilk
günüdür. Bugün bir Ocak!” “Ocak mı? O da ne oluyor? Peki ‘takvim’ ne
demek?” “Anlaşıldı” diye dudak büktü serçeler, “demek sen yumurtadan
çıkalı fazla bir zaman geçmemiş. Takvim bütün bir yılın düzenidir. Bir
yıl aylardan oluşur. İlk ay Ocak’tır, yani yılın gagasının ucu. Sonra on
tane, yani iki ayağının parmakları kadar ay gelir. Şubat, Mart, Nisan,
Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım. Ardından son ay
olan Aralık. Ocak nasıl yılın gagasıysa. Aralık da işte yılın kuyruğunun
sonudur. Anladın mı Yavrukuş?” “Hayır, doğrusunu isterseniz hiç de
anlamadım” diye iki yana doğru salladı başım Yavrukuş. “Bütün
söylediklerinizden aklımda kalanlar ‘gaga’, ‘iki ayağın parmakları’,
‘kuyruk’ kelimeleri oldu. Diğerleri zor şeyler.” “Bana bak!” dedi yaşlı
serçe, “Şimdi sen biraz ormanda, kırlarda, tarlalarda uç bakalım. Ama
gözlerin! dört aç ve çevrene dikkatle bak. Çevrende olup bitenleri izle.
Ayın bittiğini duyunca da geri gel. Bak ben de bu evde yaşıyorum. Yuvam
işte çatının altındaki boşlukta. Ben sana bir sonraki ayın ne olduğunu
anlatırım. Böylece sırayla hepsini öğrenirsin.” “Çok güzel fikir” diye
sevindi Yavrukuş. “Ben mutlaka sana geri geleceğim! Sonra da kanatlarını
çırptı ve uçuverdi. Küçücük bir saka kuşuydu “Yavrukuş“. Daha yuva
kuracak kadar da büyümemişti. Bilirsiniz, saka kuşları tembel tembel
dallarda tünemeyi hiç sevmezler. O da bütün gün dallardan bahçe
çitlerine, ev çatılarından çalılıklara neşeyle uçardı. Akşam olduğunda
da Yavrukuş kendine ağaçlarda bir kovuk arar, orada sabahlardı.
Tüylerini kendine yastık yapar, kanatlarını da yorgan gibi üzerine çeker
bir güzel uyurdu.Kış mevsiminin, artık havaların iyice soğuk olduğu
günlerinden birinde şans Yavrukuş’un yüzüne gülüverdi. Bir pencere
pervazının altında boş bir serçe yuvası buldu. Yuva yumuşacık tüylerle
döşenmişti. Yavrukuş hiç düşünmeden yuvaya yerleşti. Annesinin
yuvasından uçalı beri, ilk defa böyle sıcak ve sakin bir yuvada
uyuyordu.
Etiketler :
|